‘ve’ Yazı Arşivi
Tülkü ve Keklik
Tülkü ve Keklik
Bir keklik dağ başında oxuyurdu. Tülkü onun sesini eşidib yanına geldi ve dedi:
- Ay keklik, sen ki, beyle gözel quşsan ve beyle gözel sesin var, eyle her zaman oxuyursan? Sen heç yuxulayıb yatmırsan?
Keklik dedi:
- Niye yatmıram, elbette ki, yatıram. Tülkü dedi:
- İndi ki, beyledir, bir mene göster görüm nece yatırsan?
Keklik yatmağını tülküye göstermek üçün gözlerini yumdu. Tülkü celd atılıb onu dutdu.
Keklik gördü ki, tülkü onu aldadırmış. Ax-maqlık edib onun hiylesine inanıpdır. Başını tül-künin ağzından çıxarıb dedi:
- Ay tülkü baba, sen ki, bele bacarıqlı ve bele qolaylıqla ovunu dutursan, sen heç yeyende Allah’a şükür edirsen?
Tülkü cavab verdi:
- Nece etmirem, elbette ki, edirem. Keklik dedi:
- İndi dutax ki, sen meni yemisen, bir Allah’a şükür et, görüm nece edirsen?
Tülkü ağzını açdı ki, şükür etsin, keklik bir anda uçub qondu bir qayanın üstüne. Tülkü veziyeti beyle görüb dedi:
- Keklik qardaş, sen ki, menim ağzımdan qur- tuldun, get, ama lenet olsun o adama ki, ovunu ye memiş Allah’a şükür edir.
Keklik cavabmda dedi:
- Yaxşı deyirsen tülkü baba, o adama da lenet olsun ki, yuxusu gelmemiş gözlerini yumub yatmaq isteyir.
Xoruz ve Padişah`ın Nağılı
Biri var imiş, biri yox imiş, Allah’dan başqa heç kes yox imiş. Bir de bir xoruz var imiş.
Bir gün xoruz peyinlikde eşelenib özüne yem arayanda bir qara pul tapdı,şad olub başladı oxumağa:
- Quqquluqu! Birce şahı tapmışam!
Padişah xoruzun sesini eşidib buyurdu ki
gedib onun pulunu elinden alsınlar.
Şahmı xoruzun elinden alandan sonra xoruz başladı oxumağa:
-Quqquluqu! Padşah mene möhtaç imiş!
-Padşah buyurdu ki, xoruzun şahısını aparıb özüne versinler.
- Quqquluqu! Padşah da menden qorxar imiş!
Padşah bunu eşidende xoruza hirslenib buyurdu ki, onu tutub öldürsünler.
Xoruzun başını kesende oxudu:
-Quqquluqu! Ne iti bıçaq imiş!
Xoruzun başını kesince onu soxdular qaynar suya ki, tükünü yolsunlar. Gaynar qazanın içinde xoruz oxudu:
-Quqquluqu! Ne isti hamam imiş!
Xoruzu qazanın içinden çıxarıb tükünü yoldular ve bişirib qoydular pilovun başına.
Burada xoruz oxudu:
- Quqquluqu! Ne ağca tepe imiş!
Pilovu getirdiler padşahın qarşısına. Padşah pilovu yeyende xoruz onun boğazında yene oxudu:
- Quqquluqu! Ne darca küçe imiş!
Ondan sonra xoruz getdi qaranlıq yere, orada oxudusa da kimse sesini eşitmedi.
Ayı ve Garışga`nın Nağılı
Ayı bulagdan doyunca su içib kenarda oturdu. Donguldanıb dedi:
-Ay canım, ne yeyim.
Birden balaca bir Garışga görüb sevindi.
-He, ceni yeyeceyem.
Garışga gorxdu, tez yarpağın arasında gizlendi. Ayı yarpağı galdırıb Garışganı götürdü.
Garışga soruşdu:
-Meni neyçün yemek isteyirsen?
-Seni de, bütün aileni de yeyeceyem. Siz gedib bulagdan su içirsiniz. Bele getse, bulağın suyu guruyar, mene galmaz. Sizin neslinizi kesmek lazımdır.
Garışga yalvardı.
-Dayan, dayan, gör ne deyirem? Meni burax, axırıncı defe gardaşlarıma su aparım, sonra gayıdaram, yeyersen.
Sen gedib gayıdana geder döze bilmerem. Ele indi yeyeceyem.
-Yeme, yeme. Bunun evezinde sene deyerli meslehet vererem.
-He, yaxşı de, görek.
-Bir parasını ye, ikinci parasını gış üçün saxla.
-Hi, yaxşı meslehetdir.
Ayı Garışganı ağzına goyub uddu.
Garışgalar çox gözlediler. Su ardınca geden Gara Garışga gayıtmadı. Balaca cığırla tepeye galxıb yola baxdılar.
-Bes, bizim gardaşımız niye gelib çıxmadı. Belke batıb?
-Yox? Onu Ayı yeyib, deye Garğa Garışgalara xeber verdi.
Bütün garışgalar Ayının mağarası terefe getdiler. Mağaranın ağzında yeri altdan gazmağa başladılar. Köstebek böyürden çıxıb dedi:
-Siz ne edirsiz?
-Ayı üçün guyu gazırıg.
-Men de size kömek ederem. Keçen il iki balamı yeyib, ondan intigam almag üçün fürset axtarırdım.
Garışgalar ve Köstebek üç gün, üç gece yeri gazmağa başladılar. Ayının ise bundan xeberi yox idi.
Bir gün Ayı kefi kök, öz mağarasına gayıdırdı. Gece idi. Ayı ay işığında oynamağa başladı. O geder atılıb-düşdü ki, guyunun üstündeki torpag davam getirmeyib dağıldı. Ayı guppultu ile guyuya düşdü. Garışgalar Ayıdan bele intigam aldılar.
Barış ve Esra
bi gün telefon caldı arayan 10 senelık dostumdu ramazanın 2 gunuydu barş dedı annem senı ıftara cagırıyo ben izmirde oturuyorum oda torbalıda ızmırın ılcesı 45 dakıkalık yol neyse hemen atla gel dedı gıttım …….top patladı yemegımızı yedık hadı asagıya ınelım dedı indik oturduk muhabbet flan sonra arkadasımın kardesı ben bı arkadasımı cagırıp gelıcem dedı gıttı cagırdı gelen kısı benım şimdiki aşkımdı nyse meraba flan meraba m.o oturduk gır gır samata arkadaslarla sonra arkadaslar bız bı eve cıkıp gelcez dedıler tamm dedık bankta 2 mız kaladık basladık muhabbete dertlestık kaderımız aynı ıkımızınde annesı yok arkadaslar geldıler gec oldu sat evlere gıtık yatcam yatamıyom arkadasa solucem bı turlu dılım donmuyo sacmalamıyom hoslanmaya basladım neyse sahura kadr uyuyamadım yemegımı yedım yattım kalktım sabah baktım arkadasımın kardesı esra gelıcek dedı bende bı panık bı heycen allaaaahhh kalbım durucak neyse guzelce gıyındım sacları dlan yaptım suslendım anlıcagınız geldı tabi yuzune bakamıyorum tanacımdan 1 saat flan gectı arkadsın kardesını parkta ındırdık inerlkende arkadası cektım bı kenarıya dedım boule bole cok hoslanıyorum esradan tamm soleyım dedı parka gıtık o banbakıyo ben ona arkadasta caktı oalyı cesaretımı topladım nasıl oldu bılmıyorum bıa nda esra glırmısın dedım 1 sn tabi dedı geldi dedım bensenden cok hoslnıyorum ömürle soylettırıcektım sana ama benden duymanı ıstedım barış dedı bende sana bısı soylucem bende senden cok hoslandım dun akşam bankta oturuken dedı kaderlerımız aynıymış meger dedı yası benden ufak dedıkı ben senın elınde buyumek ıstıyorum dedı aradıgım sevgıyı ancak sen ban verebılırsın dedı bende dedım sana aradıgın sevgıden daha fazlasını yasatıcam amın ol dedım saa inanıyorum dedı mger oda omure solucekmış hoşlandıgını ustune ben cektım kenarı konustum tam ustune denk geldın dedı banada evet demek duser dedı teklıfını kabul edıyorum dedı sonra elmı tuttu ve arkadasların yanına gıttık sasırdılar ………..İŞTE ABİLERİM ABLALARIM BIZIM AŞKIMIZDA BOYLE BASLADI ONU COK AMA COK SEVIYORUM BU CAN ONA FEDA AŞKIMMMMM BENIM
Yazar: Barış<=>Esra
Sevdan ve Ben
uğrunda tarih olmuş
gelişigüzel yanan
bir sevdaydı benimkisi
ve
silinmeyi bekleyen
tozlu bir raftı aşkın
yükseklerde ne bir nefes yeter
ne de bir gözyaşı silmeye