‘sonsuz’ Yazı Arşivi
Sonsuz Aşk
İki sevgili sinemadan yeni çıkmış bir lokantaya girip yemek siparişlerinin gelmelerini beklerken sohbete dalmışlardı. O sırada yanlarında ki masaya yaşlı bir beyefendi oturmuştur. Garsondan yemeğini isteyen yaşlı adam, yemeğin gelmesini beklerken camdan dışarı bakıyordur bir yandan da genç sevgillileri süzüyordur. Yemekler gelmiştir her iki masanında ve yemeğe koyulmuşlardır genç sevgililer de yaşlı adam da. Saatler yavaşça geçiyordur genç sevgililer sohbet ederek yemeklerini yiyorlardır. Yaşlı adamsa bir yandan yemeğini yiyor bir yandan dışarı bakıyor bir yandan da genç sevgilileri süzerek onları dinliyordur. Zaman hızla geçerken yaşlı adam genç sevgililerden önce kalkıp gitmiştir. Genç sevgililer yemeklerini bitirmiş hala sohbet ediyorlardır ve gece olmuştur. Yaşlı adam ise sevgililerin buluştuğu kuğular parkına giderek bir banka yavaşça oturur. Hava hafiften esiyor ve adamın narin bedenini az da olsa sarsıyordur. Adam montuna sarılıyordur ara sıra. Yaşlı adam ağaçlardan düşen yaprakları izlerken geçmişe ait hatıralar arasında kaybolmaya başlar. Geçmişe ait ne yaşanmıştı ki!.. Güzel veya kötü binlerce anı arasından hatırlamak istediği neler vardı ya da?!. Ellerini paltosunun cebine sokarak kafasını öne eğdi ve düşünmeye devam etti. Yıllar önce bu parkta tek başına değildi. Canından çok sevdiği sevdalısı ile birlikte defalarca bulunmuştu. Şimdi ise bir gece vakti tek başına ve üstelik soğuk bir rüzgarın eşliğinde anılarını yeniden hatırlıyordu. Masallarda ki bir aşktı yaşadıkları. Güzel bir genç kız ve yakışıklı bir delikanlı. Yüzleri gibi içleri de temiz ve iyi olan bu gençler yakında evleneceklerdi. Planları buydu elbette. Kader de ne olacağı belli değildir. Seçtiğimiz seçimler doğrultusunda hayatı yönlendiririz tıpkı o gün gencin yaptığı gibi. Genç kız gelinliğini diktirmiş ve odasının en güzel yerine asarak devamlı ona bakıyordu. Düğüne bir kaç gün kalmıştı her şey hazırdı. İki genç gene kuğulu parka gelmiş ve mutlu mesut geziyorlar ve düğünden konuşuyorlardı. O gün bir hayatın bitişinin olacağını kim bilebilirdi ki. Delikanlı, kızı evine bırakır ve kendi evine doğru yola koyulur. Genç kız evdeki işlerini bitirdikten sonra günlüğüne o gün olanları yazmaya başlar. Sonra bir duş alıp yatmayı planlar. Banyoda saatlerce durur ve saatler sonra da bir ses çıkmaz kızdan. Sabah olduğunda işin aslı anlaşılır. Delikanlı evine gelir kızın, evde bir koşuşturma vardır. Ambulansın sirenlerini duyar ama ambulans çoktan evden uzaklaşmıştır. Çocuk ne olduğunu anlamaya çalışır. Herkese neler olduğunu sorar bir yandan sevdalısını aramaya koyulur. Hiç bir yerde yoktur sevdalısı sonra birinden kötü haberi alır. Çocuk bir yanda yıkılır yere sonra bu habere dayanamaz ve ayağa kalkıp hastaneye koşar. Görevlilerin müdahalesine rağmen sevdalısını görmeye çalışır ve bunu başarır da. Sevdalısının o canlı halinden artık eser yoktur. Sessizliğe boğulur her yer ve delikanlının gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Sevdiğini son kez öper ve onu geride bırakarak evine doğru yola koyulur yıkık bir halde. Sevdalısının naaşının defnedilmesinin üzerinden bir kaç hafta geçmiştir. Çocuk sevdalısına ait eşyalara bakmaya daha yeni yeni alışmaya başlamıştı. Kutuların arasında kızın günlüğünü bulur ve okumaya başlar tek tek. Sevinçleri, hüzünleri, acıları, sevdalısına ait olan her şeyi yaşar günlüğü okurken. Yavaş yavaş son sayfalara geldiğinde kendini kötü hissetmeye başlar. Hele ki son sayfayı okuyunca kendini bir an nefes alamıyormuş gibi hisseder.
Günlükte yazan son sözler:
Düğünüme 3 gün kaldı ve ben mutluluktan uçuyorum. Her şey çok güzel olacak biliyorum. En önemlisi sevdiğimle evleniyorum. Onunla mutlu bir hayatım olacağını biliyorum çünkü onu gerçekten çok seviyorum ve onun da beni sevdiğini biliyorum. Sevmek çok güzel bir duygu. Aşkım Seni Seviyorum!!! Bunu okuyacaksın bir gün biliyorum. Belki benle belki benden gizlice
Ama okurken şunu aklından hiç çıkarma sonsuza kadar seveceğim tek kişi sen olacaksın. Bu dünya da ve bundan sonra da …
Yıllar geçer delikanlı asla evlenmez. Yılların hatırasını bir bir hatırlayan yaşlı adamın üstüne yine yılların hüznü bürünür ve banktan kalkarak evinin yolunu tutar. Öyle ya ne de olsa sevdiği onunla birliktedir sonsuza dek. Sadece bedenlerin olduğu bir dünya değil burası. Gerçek eş ruhların birbirlerini bulabildikleri sevebildikleri aşık olabildikleri bir dünya. Sevdalılar er geç sonsuz bir mutlulukla yine birlikte olurlar. Yeter ki yaşadıkları gerçek aşk olsun.
Tut Yüreğinden Bir Parça
Usulca bir gemi yanaşır kalbimin kenarına
Kıyıya insanlar iner yüreğimin ta köşesine
Kalbimin acısını kimler anlayabilir ki
İnsanlar gelip geçer üstümden basıp geçer
Hayat bir yap boz misali
Her daim yapılmayı bekler taşları denizin üzerinde giden gemiler gibi
Bir araya getirmek kolay değil hayatı
Yaşam yoruyor insanı zorluyor bazen sonuna kadar
Alışmaya çalışmaktansa yeni kurallar koymayı deniyor kendi kendine
Bazen yeniliyor yolun yarısında
Bazen zirveye çıkıyor her şeyin bitiş noktasına
Bazense sessizliği sakinliği tercih ediyor
Çekiliyor bir köşesine
Her şeyi kabullenmiş yorganını çekiyor üzerine
Hayatına devam ediyor durgun rüyasında
Karmaşaya yenik düşmüş bedenlere inat
Yeniden yaşamayı seçen insanlar az kalmış
Farkında olmasak da.
Eğer her şeyi göze alarak
Yeniden yaşamayı seçenlerden olmak istiyorsan
Sen de tut yüreğinden bir parça
Denize bırak tüm umudunla
Geri geleceğini unutma
Tut ki gelmedi asla
Ama sen yine de umudunu yitirme
Senin umudun başkasının umudu olmuştur yolladığın yürek parçasıyla
Senin yüreğin can bulmuştur artık yeni bir yaşamda
Bu yüzden asla yok olmayacağını unutma sonsuza kadar.
İki Kum Tanesinin Aşkı
Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok
sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar. Birbirlerini yanlarında,
canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler. Derken bir rüzgar çıkmış kum
tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş. Çok
uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç
azalmamış yine sevmeye devam etmişler. Birbirlerine ulaştırabildikleri
sesleriyle, haberleriyle yaşıyorlarmış ve artık görmeden seslerinde
sevmeyi öğrenmişler.
Bir gün biri diğerine “sevdamız sonsuza erişmesi için aynı anda bir
dilek dileyelim” demiş. İkisi de aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve
tam o sırada bir fırtına çıkmış. Bu kavuşmamız, sevdamızın sonsuza dek
sürmesi olabilir diye ikisi de kendilerini fırtınaya bırakmışlar.
Gözlerini kapayıp fırtına dindiğinde sevdalarının yanı başında olmuş
olmayı arzulamışlar. Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar
yıllarca yerlerinden kıpırdamayan kumlar bile başka yerlere
savruluyorlarmış.
Fırtına günlerce sürmüş kum taneleri de oradan oraya savrulup durmuşlar.
İkisini de bir sabırsızlık sarmış. Fırtına durmuyor aksine artıyormuş.
Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeği öğrenmişler. Günler
geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikisi de başka
alemlerde bulmuşlar kendilerini. Bu fırtınanın onları birleştireceğine
o kadar inanmışlar ki birbirlerini yanlarında bulamayınca yüreklerinde
derin bir acı hissetmişler ve acıyla sevmeği öğrenmişler. Kendilerine
birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla başka başka yerlere
savrulduklarını anlamışlar. Bir an ölmek istemişler ama sonra
birbirlerini hiç görmeden, mesafelere, engellere rağmen sevmeği
öğrenmişler. “Eskisi gibi bağırsakta sesimiz ulaşmaz ki birbirimize”
demişler. İkisi de yeni yerlerinde kimseyle konuşmamışlar ve yıllarca
hep susmuşlar. Hep yeni bir fırtına ümidiyle birbirlerine ihanet
etmeden beklemişler. Böylece umutla sevmeyi öğrenmişler. Yıllar geçmiş ama
sevgileri hiç geçmemiş.
Birbirlerinden hep umutlu olarak yaşamışlar. Bir gün ikisi de
birbirlerinden habersiz aynı anda gözlerini kapamışlar ve kavuşmak için
yeniden fırtına çıkmasını dilemişler. Beklemişler beklemişler ama
fırtına bir türlü çıkmamış. Kendilerini tüm benlikleriyle fırtınaya
bırakmak için oldukları yerde dönmüş durmuşlar ama hepsi nafile küçük
bir rüzgar bile çıkmamış. Sonunda durmuşlar ve gözlerini açmışlar.
Sevdiklerinin, sevdalarının, yıllarca beklediklerinin tam karşısında
durduklarını görmüşler ve hemen ikisi de yıllar önce diledikleri dileği
anımsamışlar.
Dilek şöyleymiş “Allah’ım bizi birbirimize her şeyiyle sevmeği
öğrendiğimizde kavuştur. Öğle kavuştur ki sevdamız sonsuza erişsin.”
Sonunda anlamışlar ki birbirlerinden çok uzaklarda geçirdiklerini
sandıkları yılları aslında bir bir yanı başlarında geçirmişler.
Dileklerinin kabul olması için yılların geçmesi gerektiğini öğrenmişler
çünkü onlar sevmeği her şeyiyle öğrenmeği dilemişler.
Dilekleri kabul olmuş umutla, sabırla, acıyla, yakında, uzakta…her
şeyiyle sevmeği öğrenip birbirlerine kavuşmuşlar. Sevmeği bildikten sonra mesafeler, acılar, yıllar, aylar…asla sevdayı söndüremez…
Kalbi Boşver

Kırık dökük hayal gibi
Yalnızca seni düşünürdüm geceleri
Şimdi gel gör halimi
Eskisinden eser yok, hatıralar gibi
Akşam vakti çıktım yollara düştüm
Üstümde de ince giysiler, üşümüyorum oysa
Yağmur yağıyor üzerime,
Ben deli divane yanıyorum ayrılığın ateşiyle
Yılların adı var sevgimizde
Yaşanmış günlerin tadı var mazimizde
Gözlerimizde gülümseme yerine yaşlar var şimdiyse
Aynı anda aynı yerde aynı düşüncelerle yaşamıştık seninle
Sevdayı bir biz yaşatmıştık gerçekten kalbimizde
Şu an bakıyorum da yüreğime
Sözdeymiş her şey gün gibi gelip geçiyormuş yine…
Sözcüklere sığdırmaya çalışıyorum içimden geçen her sancıyı
Dudaklarımdan dökülürcesine sayıklıyorum yine
Ayrılığın adını sevdamızda biçare…
Yağmur aynı şiddetle devam ediyor
Ben ise oturmuşum bir banka uzaklara dalmışım anlamsızca
Vakit geceye yaklaşırken bulutlar yerini mehtaba bırakmış
Şehir ışıklarından uzakta yıldızları izlemek ne kadar güzelmiş
Fark edebiliyor muyum bu güzellikleri sanıyorsun?
Gözlerim görmüyor Dolunay’ın ışıltısından diğerlerini
Görmüyor ayrılığın bir gün bizi de vuracağını
İnanmak zor yaşananlara,
Ben artık yokum demekle, kalbimden seni silmemi istiyorsun
Ben de bir şey istiyorum senden,
Bir gün çekip gidince hayatından
Beni hiç yaşamamış var say,
İşte o zaman ben de silerim seni aklımdan
Kalbimi boşver o sonsuza dek seni sevecek zaten
Aşkım
aşkım,sonsuz sulara vurur kalbimini
aşkım,anlatır sana olan sevgimi
aşkım,özletir bana seni
aşkım,gözler yolunu bir dost gibi
aşkım,kor ateşlerde yanar cehennem gibi
aşkım,kapatır kalbimin kapılarını bir sınır kapısı gibi
bu kalbim bir tek sana açık sen ister gel ister gelme bu kalp sana aşık