‘mutluluk’ Yazı Arşivi

PostHeaderIcon Mutluluk Borcu

Adam genç kadına seslendi :
“Bana gözyaşı borcun var”.

Genç kadın sordu:
“Nasıl ödeyebilirim?”

Adam gözlerini kırptı:
“Hadi gülümse”.

Gülümsedi genç kadın. Adam cebinden mendili çıkarıp, borcunu sildi ve cebine koydu. İki tane beyaz gül vardı genç kadının elinde.İkisi de bahar kokuyordu. Biri ilkbahar,diğeri güz…

Adam seslendi yine:
“Bana mutluluk borcun var”.

Genç kadın biraz mahcup,biraz şaşkın sordu:
“Nasıl ödememi istersin?”

Heyecanlandı adam:
“hadi yat dizlerime…”

Genç kadın,bi kedi uysallığında yattı dizlerine usulca. Adam şefkatle saçlarını okşamaya başladı kadının. Saçları güneşe ve yağmura hasret,hiç yaşanmamış baharlara benziyordu… Çaresizliğini ördü sıra sıra… Sonra saçının her teline mutluluk çığlıklarını bağladı adam… Yetmedi, gizli düğümler attı!.. Ağladı… Hava kararmak üzereydi, dışarda yağmur yağıyordu… Adam sürekli borç defterini kurcalıyordu.

Genç kadının gözlerinin içine baktı:
“Bana yürek borcun var”.

Borcunun farkındaydı sanki geç kadın, şaşırmadı:
“Bunu nasıl ödeyebilirim?”

Adam kollarını uzattı:
“Hadi tut ellerimi”.

Gül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi borcu avuçlarının içinde… Genç kadın gidiyordu…

Adam son kez seslendi:
“Bana can borcun var”.

Kadın irkildi:
“Can mı?”

Sigarasından derin bir nefes çekti:
“Evet, evet. Can borcun var,sensizlik öldürüyor beni”.

Sözler hoşuna gitmişti kadın:
“Peki bunu nasıl tahsil edeceksin?”

Adam biraz yaklaştı:
“Yum gözlerini”.

İkisi de yumdu gözlerini… Masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen, ince dudaklarına… Bu ne şimdi diyerek, çattı kaşlarını genç kadın.adam pişmanlıkla mutluluk arasında gidip geldi kekeledi: “Hayat öpücüğüydü”. Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle…

Adam şaşırdı:
“Ya senin yaptığın neydi?”.

Genç kadın kapıya yöneldi:
“Veda öpücüğüydü”.

Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bi de beyaz gülleri masanın üzerine bırakıp gitti genç kadın…

Adam koştu peşinden,gülleri geri verdi kadına:
“Ne olur iyi bak umut çiçeklerime solmasınlar!!!” ve genç Kadın gülleri aldı.

PostHeaderIcon Hala Kalbimde

onu ilk 4 sene önce görmüstum hayatta ona asık olmam diyodum
aradan 1 sene gecti bir tesdüf üerine karsılastık kuzenime aslında yakısıklı oldugunu söyledgimde bana onun aklı havada oldugunu bana bakmıyacagını sölemisti bende hırsa kapılıp onu kendime asık edicegımı solemistım ama asık olucagımı düsünmemiştim
sonra bir sekilde cıkmaya basldık ikimizde bastan sadece cıkıyoduk
taki o güne kadar
o gün ilk öpüstugumuzde ikimizde aasla vazgecemicektık bırbırımızden adını söylerken kalbımin hızla attıgını hıssediyodum ona sarıldıgımda beni sevdigini sıcaklıgını hıssediyodum öpüsü kalbime dokunmustu birbirimizi deli gibi seviyoduk hıc ayrılmıcaktık EWLENDIK COK MUTLUYDUK İKİMİZDE
hayata okadar kızıyorum ki onu benden aldıgı icin hala onu seviyorum hala ona asıgım hala gözyasım akıyor hayatta olsaydı kızını görmesini isterdim simdi kızımız 3 yasında
BİLİYORUM Kİ ELBET BULUSACAGIZ
ONA HALA ASIGIM

PostHeaderIcon Biraz Mutluluk

Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile.

Bu adam, bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor? Birisi nasıl olduğunu sorsa; “Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep…
“Bomba gibiyim.”
Jerry bir doğal motivasyoncuydu…

Yanında çalışanlardan biri, o gün, kötü bir günündeyse, Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.

Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni… Bir gün Jerry’ye gittim. Anlayamıyorum dedim.. Nasıl olur da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun… Nasıl başarıyorsun bunu?

Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry bugün iki seçimin var:
Havan ya iyi olacak, ya kötü.. derim.

Havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda gene iki seçimim var:
Kurban olmak, ya da ders almak.

Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim. Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, gene iki seçimim var… Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını
göstermek. Ben hayatın olumlu yanlarını seçerim.

Yok yahu, diye protesto ettim. Bu kadar kolay yani? Evet.. Kolay dedi Jerry.. Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin. Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin. Sen havanın, tavrının
iyi ya da kötü olmasını seçersin… Yani sen, hayatını nasıl yaşayacağını seçersin!..

Jerry’nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yıllar görmedim. Ama, hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine, seçim yapmayı tercih ettiğimde hep onu hatırladım.

Yıllar sonra, Jerry’nin başına çok tatsız bir şey geldi. Soygun için gelen hırsızlar, paniğe kapılıp, Jerry’yi delik deşik etmişler… Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
Taburcu edildiğinde, kurşunların bazıları hala vücudundaymış.

Ben onu, olaydan altı ay sonra gördüm. Nasılsın? diye sorduğumda, Bomba gibiyim dedi
Bomba gibi. Olay sırasında neler hissettin Jerry dedim. Yerde yatarken, iki seçimim var diye düşündüm… Ya yaşamayı seçecektim, ya ölümü.. Ben yaşamayı seçtim.

Korkmadın mı, şuurunu kaybetmedin mi ?
Ambülansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı. Bana hep İyileşeceksin merak etme dediler.
Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerlerken, doktorların ve hemşirelerin yüzündeki
ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana; Bana adam ölmüş diyordu. Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım gerçekten…

Ne yaptın? diye merakla sordum..
Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak herhangi bir şeye alerjim olup olmadığını sordu…
Evet diye yanıt verdim.. Var.. Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.. Derin bir nefes alarak kendimi toparladım ve bağırdım: Benim kurşunlara alerjim var !..

Doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım… Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil..

Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının büyük
katkısı ile yaşadı. Yaşaması bana yeni ders oldu.

Hergün, hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim..
Ve her şeyin kendi seçimimize bağlı olduğunu..

Bu yazıyı okudunuz. Şimdi iki seçiminiz var:

1. Unutup gitmek.
2. Saklamak ve de bu yazıyı Dostlarınızla paylaşmak

PostHeaderIcon Gülümse Hayata

Gönüller bir olur mutluluklar birleşince
Hayat güzel sevmeye değer her şeyi
Yanılmıyorsun hayat tam burada
Yaşıyorsan tüm kalbinle varsındır zaten
Hüzünleri at bir kenara, yaşamaya bak doyasıya
Hayat kısa bunu aklından çıkarma asla
En sıradan anları bile son anmış gibi yaşa
Düşünmeye değerse yaşananlar yine de fazla aldırma
Zaman gelip geçiyor durmadan
Hayat akıyor ellerimizin arasından
Mutluluklar, hüzünler, ayrılıklar, aşklar…
Hepsi yaşanıyor bir solukta
Dar etme kendini ölümü düşünüpte
Her şeyin başlangıcı gibi sonu da güzeldir tadınca
Sadece gülümse hayata, anlarsın o zaman yaşayınca

PostHeaderIcon Umutlarımız

Yarınlara bağışladık umutlarımızı, bugüne hiç bir şey kalmadı. Geçmişe kalabalık yalnızlıklarımızı ekledik, takvim yaprakları hayallerimizi boşa çıkardı. Sevinçlerde yarımdı hüzünlerde… Yokluğun varlığına hiç alışamadık. Başka yollar vardı yürüdüğümüz başka ufuklar. İlk kez dinlediğimiz bir şarkı gibi eşsiz gelmişti duygularımız. Oysa şimdi şarkılarda birbirinin aynıydı, bizimkisi farklı sandık. Yeni alınmış elbiselerle bayramlık sevinçlerini yaşayan çocuklar kadar sabırsızdık ama bayramların çocuksu mutluluklarda kaldığını anımsayamadık. Yağmurun toprakla buluştuğunda etrafa yayılan o muhtesem kokusu kadar tutkulu bir sele saldık duyguları. Çölleşmiş yürekler vardı umursamadık, biz yağmur bilmeyen çöllerin dilinden hiç anlamadık. Onlar seraplara vurgundu, bir gün belki dediler ama duymadık. Gönlümüz limanlara uğramayan gemiler kadar tutkundu maviye, o uçsuz bucaksız denizi hep mavi sandık. Renklerin hiç biriyle rakip görmedik sevdamızı, ona yaşamın tüm anlamlarını yükleyen bir çift gözle sakınarak baktık. Teslim olmayı güçsüzlükki gururu zafer saydık. Haklıydık belki aksini anlatacak kimse karşımıza çıkmadı. Büyütürken dünyadaki varlığımız, kaybolup giden hislerimize çare bulamadık. Mutluluk oyunlarıyla avunmak zamanı doldurmak için gerekliydi belki. Başka bir olasılık varmıydı hiç hesaplamadık. Yıllar sırtımıza birer ok saplayarak geçiyordu yaraların kapanmasına izin vermiyordu vakit. Her ele merhem olur umuduyla uzandık. Kanıtlanmış formullerle denetik aşkın varlığını sonuçlar yanıltıcıydı ama dikkate almadık. Yaşadıklarımız başkalarından farklı olamazdı ya! Mutlak yazılan çizilen kavramların doğruluğu vardı, kendimizi kandırmamız bizden tüm sevgilerle inancımızı çaldı. Her şeye rağmen bir enstümanın tellerinde yeniden besteleyebilirdik hayallerimizi. Yeniden yazabilirdik yenik düşmüş tarihleri, her acımızı sevince dönüştürecek anları yakalayabilirdi el ele… Ama denemedik… Sevdiğim kadar yakınsın sanıyordum sevdiğine, ruhuna ama dönüş yoktur sonların başlangıcına. Yeni yolculuklar için biletin varsa hala… Başka bir yerde… Başka bir zamanda… Belki yeniden… Aslında ilk kez… Kimbilir…

Ara