‘Gerçek’ Yazı Arşivi

PostHeaderIcon Gerçek Aşk!

Kalbimin hiç tanımadığı duyguları yeni yeni hissetmeye başladığı dönemlerdi

Çevremde bir sürü erkek ve kız arkadaşlarım vardı, ama bir gariplik vardı

Mutlu değildim sanki aradığım başka bir şeydi. Her akşam eve gelir odama çekilir ağlardım

Noluyordu bana anlayamıyordum. Bir gün yine arkadaşlarla beraberdim.

Beraber derken nasıl bir beraberlik, onlar bir araya toplanır gülüp eğlenirken

Bense bir kenara çekilip içimdeki fırtınaları dinliyordum her zaman ki gibi

Artık arkadaşlarımda alışmıştı bu duruma, yanıma gelip oturduğunu hiç fark etmemiştim

Taaki çok derinden gelen bir SELAM sesini duyana kadar, selam dedim bende

Neden yalnız oturuyorsun dedi, bilmiyorum dedim, seni kimse anlamıyor,

Hatta kendin bile kendini anlamıyorsun değil mi dedi, Evet dedim..

Bende bu yüzden yanına geldim zaten dedi. Bende aynı durumdayım,

Seni arkadaşlarından ayrı derin düşüncelere dalmış görünce, işte benim gibi biri daha dedim

Ve ilk defa onun yüzüne baktım, o anda kalbim durdu sanki donup kalmıştım

Ne zaman ayrıldık eve nasıl geldim bilmiyorum, o gün sürekli onu düşündüm

Sanki aradığım şey buydu hissedebiliyordum bunu.

O günden sonra her gün buluşmaya başladık, evleri iki mahalle kadar uzaktaydı

Bizim mahallede akrabaları vardı, ilk tanıştığımız gün onlara gelmişler

Böylece aylar geçti, artık ailelerimizde biliyordu

Ya ben onlara gidiyordum yâda onlar bize geliyordu, yani her günümüzü birlikte geçiriyorduk

Ama ikimizin de anlayamadığı bir şey vardı, birbirimizi çok seviyorduk

Görmeden yapamıyorduk, arkadaşlık değildi bu, çünkü diğer arkadaşlarımızı da seviyorduk

Bu çok farklı bir şeydi, kimseye de soramıyorduk, biz bile bilmiyorduk ne olduğu

Bu çok yoğun duyguların etkisiyle bazen mutluluktan bulutlara kadar çıkıyorduk

Bazen de o küçücük kalplerimize sığdıramadığımız ve bir türlü anlamadığımız

Hisler dünyasında sebepsiz yere ağlıyor gözyaşlarımızı bir birimize hediye ediyorduk

Belki size saçma gelecek ama birbirimizi ilk gördüğümüz günü anlatmıştım

Ondan sonraki ilk buluşmamızda biraz konuştuktan sonra bir ara göz göze gelmiştik

Ve daha ne olduğunu anlamadan sebepsiz yere ikimizde ağlamaya başlamıştık

Hem de ne ağlama sanki hiç bitmeyecek gibiydi gözyaşlarımız

İşte o günden sonra bir daha bir birimizin yüzüne uzun süre bakamadık

Hatta çoğu zaman sırtımız birbirimize dönük oturduk, bir gören olsa bize gülerdi herhalde

Belki size saçma gelecek ama birbirimizi ilk gördüğümüz günü anlatmıştım

Ondan sonraki ilk buluşmamızda biraz konuştuktan sonra bir ara göz göze gelmiştik

Ve daha ne olduğunu anlamadan sebepsiz yere ikimizde ağlamaya başlamıştık

Hem de ne ağlama sanki hiç bitmeyecek gibiydi gözyaşlarımız

İşte o günden sonra bir daha bir birimizin yüzüne uzun süre bakamadık

Hatta çoğu zaman sırtımız birbirimize dönük oturduk, bir gören olsa bize gülerdi herhalde

Ama elimizde değildi ki bakamıyorduk işte, ama ne olursa olsun çok mutluyduk

Artık ne güneşin doğuşunun, ne çiçeğin kokusunun, nede kuşlarının aşk şarkılarının farkındaydık

Biz birbirimizde kaybolmuştuk, taki bizim evin zili uzun uzun çalana kadar kapıyı annem açtı

Gelen onun teyzesinin kızıydı, anneme bir şeyler söyledi annemde hemen babamla konuşup

Banada sen evden ayrılma biz hemen geliyoruz diyerek hemen aceleyle çıktılar

Bende hemen arkalarından çıktım, hava kararmıştı beni görmesinler diye onları uzaktan takip ettim

Biraz gittikten sonra bizim biraz evin ilerisinde bir market vardı ordada bir kalabalık gördüm

Oraya gidiyorlardı biraz daha yaklaşınca babam koşmaya başladı, yerde yatan biri vardı

Bende biraz daha yaklaştım babam yerde yatan kişiyi kucağına almıştı birkaç adım daha yaklaştım

Ve kalbime binlerce ok birden saplandı sanki yerde yatan benim meleğimdi oda beni gördü

Eliyle bana gelme diye işaret yaptı ve bana bir şeyler söylemek için azgını açtığında

Azgından kan boşaldığını gördüm,yanına gittim..
O güzel başına babamın kucağından kendi kucağıma aldım, hafifçe gülümsedi
İki hafta doğum gününde o almıştı ve birden başını karanlıkta benim seçemediğim kazanın

Olduğu yere çevirip tüh yaa dedi, ne demek istediğini anlamamıştım

Başını tekrar çevirdiğinde ölmüştü. Ondan sonrasını hatırlamıyorum, gözümü evde açtım

Orada bayılmışım beni doktora götürmüşler sakinleştirici flan yapmışlar

Uzun süre baygın halde yatmışım, kendime gelir gelmez ağlamaya başladım

Kimse müdahale etmedi, doktor ağlarsa müdahale etmeyin demiş

Tekrar kendimden geçene kadar ağlamışım, ondan sonraki günlerde gözyaşım hiç dinmedi

Aradan iki ay flan geçmişti bir gün anneme onlara gitmek istediğimi söyledim

Annem önce kabul etmedi ama yalvarmalarıma dayanamayıp bir şartla kabul etti

Gideriz ama orada ağlayıp annesini üzmeyeceğine söz verirsen dedi

Bende söz verdim ve gittik

Bir süre oturduk ama ben kendimi zor tutuyordum ağlamamak için

Bak oğlum dedi annesi birbirinizi ne kadar çok sevdiğinizi hepimiz biliyoruz

Ne kadar üzüldüğünü de biliyorum ama senden bir ricam var dedi

Kızım son nefesini senin kucağında vermiş bana son anları anlatmanı istiyorum dedi

Şaşırdım, nasıl anlatabilirdim ki anneme baktım boynunu büktü

Bende onu üzmeyecek şekilde anlattım ama bir ara karanlığa bakıp tüh yaa dediğini

Anlamadığımı söyleyince annesi bana sarılıp öyle bir ağlamaya başladı ki

Bende zaten zor tutuyordum kendimi, ikimizde uzun süre ağladık

Biraz sakinleştikten sonra

Artık bu dünyada yaşamam için hiçbir sebebin kalmadığı şeyi anlattı

O gün annesi evlerinde benim çok sevdiği bir yemeği yapmış

Anne demiş Ayhan bu yemeği çok sever. Bizim yiyeceğimiz kadarını ver

Ben Ayhanlara gidip onunla beraber yiyeceğim demiş annesi yalnız göndermemek için

Yakınlarında oturan teyzesinin kızıyla bize göndermiş yolda giderken teyzesinin kızı

Sen biraz bekle bende marketten içecek bir şeyler alıyım demiş

Kaldırımda beklerken bir araba vurup kaçmış, bize yakın oldukları için

Teyzesinin kızı hemen bize haber vermeye gelmiş o akşam

Ve o karanlığa bakıp tüh yaa dedi şeyde, bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına

Üzüldüğü içinmiş. Son anlarını yaşayan birisinin canından daha çok bana getirdiği

Yemeklerin dökülmüş olmasına üzülecek kadar seven bir kalp var mıdır şu lanet dünyada?

Başkasını sevebilir miyim artık? Âşık olabilir miyim başkasına?

Tahammül edebilir miyim artık saçma sapan şeylerin adını aşk koymalarına?

Bizim yaşadıklarımızı bilmesekte gerçek aşktı bunu şimdi biliyorum ama o bilmiyor..

Bir gün birbirimize söz vermiştik hangimiz önce ölürsek diğerimizi cennetin kapısında bekleyecekti

Şimdi bende bilmeden yaşadığımız o tarif edilmez duygunun gerçek aşk olduğunu

O aşkı sonsuza kadar yaşayacağımız cennetin kapısında beni bekleyen meleğime anlatmak için,

Gelmesi için her gün yalvarıp dua ettim beni ona kavuşturacak kişiyi bekliyorum AZRAİLİ

O öldükten sonra

Bu gün hafta sonu aşkımla buluşacağız en güzel elbiselerimi giymeliyim.

Hangi gömleğimi giysem acaba? Yanakları kıpkırmızı gibi olanı mı?

Yoksa gözleri gibi kapkara olanı mı?

Ya da kazanın olduğu gün kanıyla üzerine çiçekler yaptığı gömleği mi?

Ne kazası ne kanı yaa nerden çıktı şimdi offf

Ben en iyisi son buluşmamızda başını omzuma o kokan gömleği giyeyim evet evet bu daha iyi

anne ben çıkıyorum.

onamı?

-tabiî ki anne yaa, her hafta sonu kimle buluşurum ben? İyide neden ağlıyorsun ki?

Şimdi gidip annesinden de izin almalıyım.

PostHeaderIcon Gerçek Bir Aşk Öyküsü

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil, uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi. Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti. Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı. “Bitmeli” dedi içinden, “Her gün bu tatsız uyanış bitmeli.” Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden şekile giriyordu. Süratle giyinerek dışarı çıktı. Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, şimdi de bekletmemeliydi. İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yaşıyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; “Bulutlar bizim yaşayacaklarımızı biliyor, onlar bile ağlıyor halimize…”

Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra karşıdan kız arkadaşının geldiğini gördü. Şimdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar. Genç kız, sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti. Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını… Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendine bir şey söylemek istediğini. “Bana bir şey mi söylemek istiyorsun?” diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçırarak “Evet” dedi. Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek “Söylesene, ne diye bekliyorsun” dedi. Genç adam içini çektikten sonra “Sence biz nereye kadar gideceğiz?” diye sordu. Genç kız, “Bunu sorma gereğini niye duydun?” diye yanıt verdi. Genç adam söze başladı. “Birkaç ay önce akşam 23:00 sana telefon açıp senin için yazdığım şiiri okumak istemiştim. Sen bana “Sırası mı şimdi canım yaa, işin gücün yok mu”demiştin. Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmıştım. Daha sonra bu şiiri benden hiç istememiştin. Geçenlere hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen de gelmiş, Meral’in “Sen şanslısın, sevgilin sana bakar” sözüne ‘İşim yok da sana mı bakacağım annen baksın’ demiştin. Hatırladın mı?”

Genç kız, “Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum. Hem hasta bakıcı gibi göründüğümü kimse söyleyemez” diye yanıtladı. Genç adam güldü, “Evet canım haklısın. Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakıcı, hemşire falan olamazsın.”

Genç adam devam etti… “Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç… Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusallığı sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanıdığımdan beri her sabah, her akşam, her gece yani seni andığım her saat tatlı bir mesajım vardı senin için biliyor musun? Seninle ben akla kara gibiyiz” Genç kız anlamıştı, “Yani ne istiyorsun benden şair olmamı mı?” Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü. “Hayır” dedi. “Şair olmanı istemiyorum. Olamazsın da… Biz ayrılmalıyız. Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı bu olacak.”
Genç kız şaşırmıştı, “Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de sevdiğini sanıyordum.”. Genç adam iç çekerek “Hayır canım, sen beni sevdiğini sanıyorsun. Eğer beni sevseydin şimdi başka şeyler konuşuyor olurduk” dedi.

Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek “Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur…” dedi.
Genç adam “Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zamanda olacağını sanmıyorum” yanıtını verdi. Genç adam ve genç kız sevgili olarak oturdukları masada artık iki yabancıydı. Bir kaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, “Kalkalım istersen” dedi. Genç adam “Ben biraz daha burada kalmak istyorum, istersen sen kalkabilirsin” diye yanıtladı. Genç kız “Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzattı. Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam, “İstersen arkadaş kalabiliriz” dedi. Birbirlerine son kez sarıldılar.

Genç adam doğru yaptığına inanıyordu. Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasına girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkıp işe gidecekti, uyumalıydı. Bir kaç saat sonra uykuya dalmayı başardı. Sabah 7′de saatin ziliyle uyandı. Evden çıkacağı sırada cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama vardı. Yorgun olduğu içn duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesajı açtı, şunlar yazıyordu:

“Sadece onları sevmeyi sevdim
Hepsini onlarsız yaşadım da
Bir seni sensiz yaşayamıyorum
Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum
Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim
Ve seni severek öleceğim, elveda birtanem…”

Genç adam şaşırmıştı. Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın beşinde yazmıştı. Heyecanla onu aradı, telefonu yabancı bir ses açtı. Genç adam “Nalan’la görüşebilir miyim?” dedi. Ama karşıdaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de… “Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu. Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini asmıştı…”

Genç adam beyninden vurulmuşa döndü. Bir gün önceki mide ağrısının iki katını çekiyordu şimdi. Olduğu yere yığılıp kaldı. Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.. Doktorlardan biri diğerine karşıdaki hastanın durumunu soruyordu. Doktor yanıt verdi… “Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış. Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdiğ numarayı aradım. Numara 3 ay önce iptal edilmiş. Gelen mesajlarda bir şiir var. Bu adam duygusal mı bilmem ama benim anladığım kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş…”

PostHeaderIcon Gerçek Dostluk

Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.

İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru
altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..

Delirdin mi? der gibi baktı teğmen…
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın..

Asker ısrar etti ve teğmen “Peki ” dedi.. “Git o zaman..”
İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti..

Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez,demiştim. Bu zaten ölmüş..

- Değdi teğmenim. dedi asker..
- Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı..

Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:

- Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı…

GELECEĞİNİ BİLİYORDUM…

PostHeaderIcon Hayat Sensin


Hayat Sensin Hayatın sonuna geldiysen eğer, gerçekleri söyleyerek moralini en dibe vurabilirim. Gerçekleri yalanlarla kandırmak istiyorsan eğer, hayatı güneş yerine mum ışığında görmeye devam etmeye hazırlan. Güneşi görmeyi unut artık en olmadık acıların yanında bile yerin yok bunu bil. Gözyaşları sana esir değil artık, sen onlara yalvar geri dönsünler diye. Olur da geri dönerlerse aynı yaşlar aynı hüzünler yüzünden mi akıyor diye sor onlara. Acıların gerçeklerden daha zor olmadığını sanırsın önceleri ama gözyaşların bunu reddeder. Sen bilmesende aynı acıyı yaşarsın sadece başka bir isimle anarak. Kadersizlik diye bir şey var olduğunu sanma. Kader acıları, sevinçleri, kayıpları ve yeniden doğuşları beraberinde getirir yaşama. Bunları doğru kullanabilmek senin ellerinde. Seçimleri ne kadar doğru ve yerinde yaparsan o kadar kaderin çizgisinden sapmazsın. Hayatın değerini iyi bil. Bil ki bir daha gerçeklerle yüzleşince yalanlarla avutma kendini. Hayatında ki bir şans bir daha karşına çıkacak diye sakın yanılma. Yanılgıya düşersen eğer, uçurumun en kenarında sadece kendinle başbaşa kaldığında avazının çıktığı kadar bağırsanda kimsenin seni duyamayacağını unutma. Sen yalnızsındır o anda ve sana senden başka yardım edebilecek yalanların yoktur artık. Uçurumun kenarında bütün her şeyi bırakıp aşağı atlamak yerine gökyüzüne bakıp yeni bir yaşamın varolabileceğine inanıyorsan hiç durma dön arkanı ve yeniden başla hayata. Sımsıkı tutun kendine. Asla yalanlara güvenme bir daha. Sevdiklerine aç kalbini, dostlarına inan. Yeni bir yaşam çiz kaderinde kendi ellerinle. Ve sev doyasıya sevgini ver herkese. Unutma hayat senin ellerinde ve unutma “hayat sensin”…

PostHeaderIcon İlk ve Son Kez

Resim
İlkbahar zamanında tanıştım seninle
İlk ay, ikinci haftasında
Uzun sohbetler, güzel anılar paylaştık zamanla
Birbirimizi tanıdık yavaşça,
Ben hayatımı anlatırken, sen hep dinlerdin beni
Bana destek çıkar, beni düşünürdün
Bense bundan fazlasını istemeye başlamıştım artık
Küçük titrek bir mum ışığının yansıması olmaktan çok
Her gün senin üzerine doğan bir güneş olmak istedim
Sadece beni dinlemenden çok seni tanımak istedim
Nefesini hissedecek kadar yakın olamayacağımı bilmeden,
Senin nefes alışlarınla hayata tutunmaya başladım
Bazen yalnızlıklara gömüldüm, sana söyleyemedim bunları
Yalnızlıktan çok seni üzmekten korktum sadece
Dertleri bir kenara bıraktım, belki de onlardan kaçtım yıllarca
Yıllar geçtikçe yeni anılar paylaştıkça büyüdüm zamanla
Öğrendim yaşayarak bazı şeylerin yalnız kalması gerektiğini
Tıpkı dolunayın binlerce yıldız etrafında olması kadar,
Kendi içinde yalnız olduğunu anladığım zaman…
Binlerce arkadaş, dost veya diğerleri,
Kendi içimde yalnızım ben aslında…
Cevaplar yıllarca üst üste birikiyor kalbimde
Açıp bakmak zor geliyor bana.
Cevapların doğruluğundan çok gerçeklerle yüzleşmek zor aslında…
Yıllar sonra gerçeklerin arasından sıyrılıp
Seninle ilk kez göz göze geldiğimiz yerde
Sana arkamı dönüp gittiğimde
Asla pişman olmadım diyorsam
İşte bu bir yalandır…
Gerçekler acıdır sevdiğim,
Yıllar sonra ilk ve son kez
Sana söyleme cesaretinde bulunuyorum
Seni Seviyorum…

Ara