‘evlilik’ Yazı Arşivi
Yalan Aşkların Hikayesi…
Bir zamanlar kör bir delikanlı varmış ve bunun sevgilisi varmış öyle çok seviyormuş ki herşeyi göze alırmış onun için…! Kız sevgilisinden eğer birgün gözlerin eski haline dönerse benimle evlenmek istermisin diye sormuş ve delikanlıdan evlilik sözü almış aradan zaman geçmiş hayır seven biri bu delikankılıya gözlerini bağışlamış ilkez sevgilisini görücek olan delikanlı çok heyecanlanmış ve büyük an gelmiş.
Delikanlı bide ne görsün kız arkadaşı kör!….kız sormuş ne zaman evlenecez diye ve çocuk cevap vermiş:ben seninle evlenemem çünkü sen körsün demiş ve arkasına bile bakmadan yürümeye başlamış…
Kızda buna tek bir cevap vermiş:
BUNA DA TAMAM AMA GÖZLERİME İYİ BAK OLURMU..!
Sevgilim
herşey okadar tuhaf başladıkı,
sevdiğimi daha doğrusu sevdiğimi sandığım kişi beni bırakıp başkasına gitti.içim acıyodu,evleniyordu.içime atıp yas tuttum.bi süre sonra kendime geldiğimde aslında onu hiç sevmediğimi anladım.onu görüyordum da.duyuyordumda önceleri hep kaçtım görmemek için içimin acımaması için.sonra kendime geldim olan olmuş seçimini yapan yapmış dedim kendime.kuzenim onun arkadaşıyla konuşuyordu.yanındada başka bi arkadaşı vardı.kuzenim konuşurken arkadaşıyla oda yanında konuşurken onunda(tuncayımında)sesini duyuyordum.iyi sesi de güzelmiş dedim.kuzenim öle sölediğimi sölediğinde resmimide gönderim demişt.bende sen her kız güzelmiş sesi diyince hemen resim mi atarsın diyip kızmıştım.kuzenim erkek arkadaşıyla konuşurken(e…)ile ben kuzenimin yanında olurdum oda onun yanında telefon benimdi giden kontörlerime yanardım:) tuncayıma arkadaşlık teklifi etsem kabul edermi dedim oda bu aralar babası hasta bilmem dedi.bende babası hasta bi insana şimdi teklif etmek olmaz deyip vazgeçtim.artık umudum bitmiştiki.mesaj geldi aşkımdan.mesajlaşmanın sonunda ona sölemek istediğim herşeyi söledim.veee başladık konuşmaya1 nisanda.güzeldi herşey ama 29 mayısta bitti.oan öle ağladımki önceki evlenirken sonsuza dek giderken bile içim bukar acımamıştı.herşey btti dedim kendime.onu hep arıyodum dön gel diye.ama istemiyordu olmaz diyordu sebebi yoktu ayrılığmızın. telefona bakıp aramdığını mesajını göremeyince neden deyip başlıyordum isyana.içimdenatamoıyordum.öle bi bağlanmışımki vazgeçemiyordum.3 ay sonra telefona baktığımda numarısını gördüğümde sevinçten ağlamıştım dünya benim olmuştu sanki.aradım konuştuk hep kızdım ona neden diye tekrar başladık.oda çok sürmedi ağustosta başladık 15 gün sonra 12 eylülde kendi doğum gününde yine bırakıp gitti.artık tam yok olmuştum.onun arkadaşı aradı beni.teklif etti şaşırdım ilk başta.numaramı nerden almış kim vermiş ne biliyormuş terkedildiğimi.derken bana o seni hiç sevmiyor seni terkedip başka kızlarla çıkıyor demişti.ben önce kızıp yok demiştim ama iş inatlaşmaya geldi kabul ettim.o tekrar bana geldiğinde kabul ettim.amacım kabul edip bende bi süre konuşup bana yaptığı gibi terketmekti.geldi ve yaptım.ama içim yine acıyor yapmak istemiyordum.o şahış(bizi ayıran)öle şeyler sölüyorduki kendimi zavallı görüyordum yaptım.ama pişmandım.yine dön diyen bendim.gururumu hiç düşünmedim hiç o an gurur murur aklımda bile değildi.neye yaradı bikere düşündüm terkettim pişman oldum.evlenecek olan şahısın düğün günü gelmişti ben istemiyordum ama biyandanda gitmek istiyordum gitmemem hala onu unutamadığımı anloamına gelir diye.oda gelecekti tuncayımda.bi yandan beni terkeden evlenen kişi.diğer tarafımda sevdiğim terkettiğim istediğim kişi.bütün acımı onu görünce unuttum.evlkeniyormuş beni terkemiş umrumda değildi.tek istediğim tuncayımdı.benimle evleniyor olanla konuştuğumu bilenler bana anlamsız bakıyorlardı.sen daha iyisine layıksın diyordu.
düğün bitti evimize gelmek için çıktık yola.mola verdiğimizde telefona baktığımda mesajları cevapsız aramaları görünce hem şaşırdım hem sevindirik olmuştum.tuncayımdan mesajlardı hepsi.eve geldiğimizde.bi süre mesajlaştık ve birgün sonra tekrar başladık.30haziranda.ona arkadaşıyla konuştuğumu sölememiştim söyleyememiştim.birgün benim msnme girince ondan gelen emaili okumuş beni arayıp neden yaptın diye sordu.ağlıyordu.ben herşeyi söledim ona kızlarla buluştuğunun onun sölediğini.beni sevmediğini sölediğini inat uğruna terkettiğimi herşeyi.ağlıyordu benim için bizim için ağlıyordu.oan neden yaptım diye kendimden nefret etmiştim.açıklamalar sonunda anladıkı benim oyuna geldiğimi.bişey demedi.şimdi çok mutluyuz inşaallah ta hep mutlu oluruz.Allahtan tek dileğim oydu ve bana verdi.şimdi tek isteğimde tuncayımla evlenip mutlu olmak.
şimdi;evlenen kişi mutlumu bilmiyorum ama karısı hamile ve karısıyla görüşüyoruzda .mutluluklar diliyorum çünkü artık dilememk saçma
arkadaşı;askerde bilmiyorum ne yapıyor belki arkadaşlarının sevgililerine gözdikip ayırıyor.
ve biz.ÇOK ŞÜKÜRKİ MUTLUYUZ.RABBİM HİÇ AYIRMASIN ARTIK SONSUZA DEK.
MUTLU SON:)))))
Aşkı yaşamama cesareti…
Düşünün… Genç bir erkeksiniz ve seviyorsunuz. Bir şekilde açılıyor ve karşılık buluyorsunuz. Çok seviyor-seviliyor ve evleniyorsunuz. Geçen 6 sene size iki tane nurtopu gibi evlat veriyor. Ekonomik durumunuzda gayet yerinde. Tabiri caizse dört başı mağmur bi hayat.
Fakat gün geçtikçe mecburen eşinizin size olan ilgisi düşüyor. Çocuklara olan mecburi ilgisi onu hayata karşı yoruyor. O kıpır kıpır capcanlı insan gidiyor, yerini bambaşka biri alıyor. Ama bu durumda genede onu suçlamıyorsunuz. Zaten suçluda değil…
Sonra eşinizin o aşık olduğunuz haline tıpatıp benzeyen birisinin farkına varıyorsunuz. Daha doğrusu zaten farkında olduğunuz ve vakti-zamanında eşiniz nedeniyle tanıştığınız birisini farkediyosunuz. Eşinizin en yakın akrabasını… Sonra onun size olan bakış açısını, sizinle ilgili olan düşüncelerini öğreniyorsunuz. Hayata bakışını eşinizle kıyaslıyorsunuz. İçiniz yanmaya başlıyor. Dünya tepenize göçüyor. hayatınızın daha 22 sinde (eşinizinde hayatının çok daha baharında 18 inde) iken evlenmişsiniz. Hata yaptım, onu da yaktım diyorsunuz.
Sonra günler geçiyor. Bu süreçte en çok korktuğunuz şey, eşinizi aldatmak. Aldatmak sadece birisiyle yatmak demek değildir elbette, ama nereden geldiğini bile bilmediğiniz bu yanlış olan sevgiyede engel olmak insanın elinde olan bişey değildir.
O kişiyle son kez konuşursunuz. Hayatınız boyunca çok sık bi şekilde (eşiniz nedeniyle) görmez zorunda olduğunuz bu kişiyle ağlayarak bir karar alırsınız. Bitti…. Zaten yoktu. Tamamıyle bitti. Artık konuşulmayacak dersiniz. Ve elveda dersiniz. Eli elinize bir defa bile değmememiştir. Sırf eşinize olan saygınızdan.
Yani velhasılı gerçekten çok sevmiş olmanıza rağmen, hayatın size verdiklerine saygınız nedeniyle, bu aşkı “YAŞAMAMA CESARETİ” nde bulunursunuz. Eşinize gider ve sana aşık olmaya ihtiyacım var der, o hiç bilmesede yasak aşkınızı unutmak ve yaşamamak için yine eşinize sığınırsınız.
Her ne zaman, hayatınızdaki “o” kişiyle olan tek oturmuşluğunuzda olsa o salaş çaybahçesinden istanbulu ne zaman seyretseniz ve her acı çayın tadını aldığınızda gözleriniz dolsada siz hayatınıza devam edersiniz….. Kalbinizde tek bir umut vardır. Eşinize tekrar aşık olabilmek….
Başı ve sonu olmayan ama ortası bir rüya kadar tatlı ve güzel olan tüm yaşanmamış ve yaşanmaması tercih edilmiş aşklara…..
Hala Kalbimde
onu ilk 4 sene önce görmüstum hayatta ona asık olmam diyodum
aradan 1 sene gecti bir tesdüf üerine karsılastık kuzenime aslında yakısıklı oldugunu söyledgimde bana onun aklı havada oldugunu bana bakmıyacagını sölemisti bende hırsa kapılıp onu kendime asık edicegımı solemistım ama asık olucagımı düsünmemiştim
sonra bir sekilde cıkmaya basldık ikimizde bastan sadece cıkıyoduk
taki o güne kadar
o gün ilk öpüstugumuzde ikimizde aasla vazgecemicektık bırbırımızden adını söylerken kalbımin hızla attıgını hıssediyodum ona sarıldıgımda beni sevdigini sıcaklıgını hıssediyodum öpüsü kalbime dokunmustu birbirimizi deli gibi seviyoduk hıc ayrılmıcaktık EWLENDIK COK MUTLUYDUK İKİMİZDE
hayata okadar kızıyorum ki onu benden aldıgı icin hala onu seviyorum hala ona asıgım hala gözyasım akıyor hayatta olsaydı kızını görmesini isterdim simdi kızımız 3 yasında
BİLİYORUM Kİ ELBET BULUSACAGIZ
ONA HALA ASIGIM
Rüyam…
Bir kaç yıl öncesini iyi hatırlıyordu kız, karşısındaki adamın resmini gördüğünde.. Tanıdıktı, bildik bir simaydı ve hemen anımsadı üç buçuk yıl önceki günleri…
Sıcak, çok sıcak bir gündü. Okula kayıt olmak için gelmişti bu güneş dolu binanın bahçesine ve biraz gölgeye ihtiyacı vardı. Aradığı gölgeyi hemen ötede oturan bir kız paylaşıyordu. Gitti, yanına sıcaktan ve yorgunluktan şikayet ederek oturdu. Hava gibi sıcak bir karşılama ile tanışıverdi gölgesinin ortağı ile..
Gölge arkadaşı yalnız değildi o gün binada olan iki arkadaşı eşlik ediyordu. Kızların sohbetleri ilerlerken onlarda dahil oldular. Yorgundu kız. Yüreği yara içinde bulduğu arkadaşları, biraz olsun dinlendirmişti yüreğini ama biri vardı aralarında, biri.. Tanıştığı gölge arkadaşının sevgilisi.. Kızın hayatı boyunca hayalini kurduğu adamın bir tasviri. Orda karşısında sahibi ile duruyordu. Yapacak ne vardı? Telefon numaraları verilip ayrıldılar..
Bir zaman sonra tekrar bir araya geldiler ve delikanlı her konuşmaya başladığında sevgilisini her öptüğünde onları uzaktan izleyen kızın yaralı yüreği paramparça oluyordu. Karar verdi hem kendine hemde o çifte zarar vermemek adına bir daha görüşmeyecekti.. Ve görüşmedi..
Şimdi, bilgisayarının monitöründeki resme bakıp o duyguları hissetti. Karşısında duran adamın resmi üç buçuk yıl önce sahibli bir adam olan Olcay’ın ta kendisiydi..Bu kez yalnız bir adam olarak tanrı yeniden karşısına çıkarmıştı onu. Bir an bile tereddüt etmeden açtı yüreğini ona.. aşklarının başlamasının üzerinden henüz üç hafta geçmişti ki harika bir evlilik teklifi ile sağlamlaştırdılar ilişkilerini..
Şimdi mi? artık evlendiler..
Yaşanabilecek en güzel aşk için binlerce teşekkür sana Olcayım.. Seni seviyorum…