‘Ben’ Yazı Arşivi
Ben Alışkınım Kaybetmeye…!
Hayatın sana sunduğu herşeye alışmalısın. Bırakıp gidenlere ve geride bıraktıklarına da.
Çünkü kendimden biliyorum, eninde sonunda kazanan hayat oluyor ve bize düşen istesek de inat etsek de unutmak oluyor veya alışmak….
Sevmeyi öğrenmemek en iyisi, biliyor musun? Belki hayat tatsız tuzsuz bir yemeğe benziyor ama kalbin yanmıyor en azından. İlk defa bu acıya düştüğümde yüreği elinde bir delikanlıydım. Aşkın kendisi zaten tüm damarlarımızdaki kanı çeken bir dertken ben daha kötüsünü yaptım, canımdan çok sevdim. Bir kat arttı çektiğim acı. O zamanlar bir daha cesaret edeceğime inanmazdım asla, ama bir defa öğrenmeye gör. Zihnini bulandıran esrar gibidir. Bir kere de tiryaki olursun ve bile bile dalarsın acının içine yeniden.
Bir kere öğrendin mi aşık olmayı, hiç yapamazsan yoldan geçenlere aşık olursun. Ve bir defa alıştın mı aşk acısına yoldan geçen hepsinin arkasına bile dönüp bakmazsın, acısı içinde kalır yine de. Ve kalbin alışmıştır aşık olmaya, kaybetmeye. Giderek daha delice aşklar bulur seni, zamanla anlarsın ki aşık olunan çok da önemli değildir. Bizzat aşkın kendisidir aşık olduğun.
Duymadığın, görmediğin, dokunmadığın ve koklamadığın -belki de bunları ummadığın bile- birine aşık olmak nasıl bir şeydir. Aşk değişir. İşte sen tam da o günlerde buldun beni. Ve onun için çok sevdim seni. Onun için aşık oldum. onaltılı yaşlarımın sonuna gelmişim ve aşk deyince acıdan başka bir duygu yaşamamışım. Aklımda aşktan kalma bir kucak dolusu kaçış, terkedilmişlik ve aldatılmışlık var. Yine de bile bile düşüyorsam, bu aşk değil. En azından adı aşk gerisi ruhu değil.
Sen geldiğinde de biliyordum. Ya senden kaçacaktım ya sen de gidecektin. Sahi bu defa hangisi oldu? Onu bilemedim. Aslında tüm bu yaşadıklarımız benim “kader” diye anlattığım bir hayat sahnesi. Bizden habersiz kuruluyor sahne, oyun oynanıyor ve biz de oyunun baş aktörleriyiz belki, sonra perde kapanıyor. Böyle bir şey. Seni bulmak ne kadar güzelse, seni kaybetmek de o kadar güzel. Hayır yanlış yazmadım. Çünkü içinde sen varsın. İçinde sen varken bir şey nasıl kötü olabilir?
Belki bir gün okuma fırsatın olur, ama sana yazıldığını bilmeden. Buraya bir işaret koymalıyım diye düşündüm, bir kelime. O kelimeyi okuduğunda kalbin burkulsun ve anla ki bunu yazan benim, hikayesi bizim hikayemiz.
Ben alışkınım kaybetmeye…
Sen ve Ben
Sen: Sevgisin yüreğimde taşıdığım
Sen: Gül goncasısın her gün kokladığım
Sen: Yüreğimde yanıveren ateşsin
Sen: Yüzüne bakmaya doyamadığım
Ben: Bütün sevgimi sana vereceğim
Ben: Yollarına gülleri sereceğim
Ben: Yüzünü bir gün bile göremezsem
Ben: Senin için mecnuna döneceğim
Sen: Karlı dağlarımda açmış çiçeksin
Sen: Çiçekli kırlarda ki kelebeksin
Sen: Hiçbir zaman yakalayamadığım
Sen: Eşi bulunmaz kanatsız meleksin
Ben Bağrıma Taş Basıyorum
Ben her gece boynu bükük bir halde aglamaktan artık bıktım
Yalnızlıga kahredip seni beklemekten usandım
Bak yine her sözünde beni tek başıma buraktın
Acımadın hep caresiiz bir halde koyup kactın
Dönmek senin için bu kadar zorsa gelme bir daha
İstemem seni yosun tutmuş gözlerindeki yosmayla
Kapattım o defteri acma bir daha
Bir daha sakın yoluma dair cıkma
Ben geceleri her damla gözyaşımda darma dagın oluyorum
O vurdumymaz kalbinle görmezlikten geldigin kalbimi artık istemiyorum
Gittigin günden beri uyku nedir bilmeyen gözlerimle cıldırıyorum
Kayboldun bu hayat yokuşunda ona artık yokum
Burak gözlerim bin bir cesit kefende sarılıp inlesin
Bu gurursuz kalbim hala yollarını gözlesin
Resmin duvarda bir madalya gibi beni eritip tüketsin
O kalpsiz sevgilim bir daha asla dönmesin
Eger olurda gelirse benim bu halimi görmesin
Hani ne olursa olsun beni yarı yolda burakmazdın
Hep benimdin benimle yaşıyacaktın
Bir anlıkta olsa bensiz nefes bile alamazdın
Sen beni hiç hayatından cıkartamazdın
Bensiz yaşamaktan cok korkardın
Benimle bir ömür boyu aynı yastıga baş koyacaktın
Hani sen benden başkasına haramdın
Söylesene Allahın belası hani benim olacaktın
Ama görüyorum ki cocukca şeylere kanıp beni aldatmışsın
Beni acılar içinde burakıp kactın
Gittin ve ben seni bütün benligimden cıkarıp attım
Yaşanmış her seyi bir cöp kutısunda buraktım
Kirletilmiş bir mendil gibi kalbimi buruşturup yaptıgın serefsizlikle
İhanete gebe kalan aşkımla tek başına buraktım
Yazdıgım her satır aralıgında adını bir zehir gibi içip içip yazdım
Senin defterini ihanetle süslenmiş tozlu raflara kaldırdım…
Kimselerin canını yakma diye sehrin girişine bana yaptıklarını astım
Hala o elimdeki resmine bakıp her damlama senin adını koyuyorum
Hatıralara sıgınıp birazcık da olsa kendimi avutuyorum
Git artık seni kendimde bile barındırmak istemiyorum
Cünkü canımı cok acıttın kanıyorum
Senden artık sevgim kadar nefret ediyorum…