‘2009’ Yazı Arşivi
Pahalı çikolata kutusu

Yazar: Eyvaz Zeynalov
Kiymetli arkadaşlarım size pahalı bir çikolata kutusunun başına gelen qarip durumu anlatacağım. O, bayram münasebetiyle çikola- ta fabrikasında doldurulmuş en güzel, en pahalı çikolata kutuların- dan biriydi. Küçük, güzel bir kızın doğum gününe hediye olarak getirmişlerdi…
Müsafirler hala dağılmamıştı. Doğum günü kutlanan küçük, sevimli kız gözden kayb olup hediyelerin konulduğu odaya geçti. Çeşitli çikolata, şeker kutularının arasında pahalı çikolata kutusu dikkatini daha fazla çekti. Kapağını kaldırdı. İçindeki çikolatalardan birini alarak yedi. Çok tatlı, çok lezzetliydi…
Annesiyle babası kızın bu hareketini begenmedi. Ancak kız çok iyi biliyordu ki, çikolata ku¬tusunu görür görmez onların da ağızlarının suyu akacak. Onlar ise tamamen başka fikirdeydi¬ler.
Anası pahalı çikolata kutusuna bakarak dedi:
- Bir meclisin en güzel yerine layıktır. Dosta tanışa götürürüz, yüzümüzü ağartır.
Babası kutuyu bir o tarafa bir bu tarafa çevirdi, altına baktı. Bekleme suresi yazılmıştı, ama yazı iyi okunmuyordu.
- Belki eskidir, – dedi, – çok saklamak olmaz?..
Annesi:
- Onlar bize eski çikolata getirmez, – dedi.
Sonra kutunun içindeki çikolatalar sallanıp bir birine karışmasın diye nispeten ucuz çikola¬ta¬lardan bir tanesini kızın yediği pahalı çikolatanın yerine koydular. Ağzını evvelki gibi yapışka¬nıyla yapıştırdılar. Açıldığı katiyyen bilinmiyordu…
Bir günü pahalı çikolata kutusunu yeni eve taşınmış dostlarına ev görmeye götürdüler…
Böylece, pahalı güzelim çikolata kutusunun kara günleri başladı. Ev ev geziyor, elden ele do¬laşıyordu. Her defa da bekliyordu ki ucuz şeker kutuları gibi onun da ağzını açacaklar, içinde¬ki tatlı çikolataları yiyecekler. Ancak pahalı olduğu için hiç kimse ona kıyamıyordu. Elden ele do¬laşıyordu. Sadece ona sarılan qazete ve kağıtlar, torbalar degişiyordu…
Artık buzdolaplarının içinde saklanması da fayda etmiyordu. Çikolatalar yavaş yavaş bo¬zul¬maya başlamış, kurtlanmışdı. Pahalı çikolata kutusu şimdi kendisini evden eve gezdiren, her şeyden habersiz adamların içindekileri yememesinden utanıyordu. Onların yüzünü ağarta ağarta kendisinin yüzü kara olmuştu…
Gün geldi, pahalı çikolata kutusu başka bir mahelleye seyahata çıktı. Lakin orada da ona rahat vermediler…
Pahalı çikolata kutusu dönüp dolaşıp yeniden önceki mahallesine; hatta önceki evine dön¬dü. İlk o eve geldiginden bu yana tam bir yıl geçmişti. Küçük, sevimli kız bir yaş böyümüştü. Pa¬halı çikolata kutusu sayısız hesapsız evler, çeşitli markalardakı buzdolaplarını gezmiş ve yeniden o sevimli kızın doğum gününe gelmişti…
Kız pahalı çikolata kutusunu görür görmez tanıdı. Koşarak annesine:
- Anne, biliyor musun, bizim çikolata kutusu geri döndü, – dedi.
Annesiyle babası da bu işe şaşırdılar. Nihayet, kutuyu açtılar. Çok garip idi, kurtlar pahalı çikolataların hepsini kemirip yemiş, sadece sonradan konulmuş ucuz çikolataya dokunmamışlar¬dı. Meger, onlar da ağızlarının tadını bilirmiş…
Ankara, “Kardeş kalemler”, Şubat, 2009
Türkçe çeviri: Ömer Küçükmehmetoğlu