PostHeaderIcon Senin İçin Ben Senden Vazgeçtim…

Kız daha çok gençti. Henüz 16 yaşındaydı ve hayatında sadece bir kez aşık olup, büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Almanya’da doğup, büyümüştü. 16 yaşındayken ailesi temelli Türkiye’ye gelmeye karar verdi. Kız, babası ve abisiyle birlikte erken geldi Türkiye’ye. Annesi, ablası ve kardeşi hala Almanya’daydı.
Babası hergün kahvedeydi Türkiye’de kalırken. Abisi de yeni edindiği arkadaşlarıyla gezip tozuyordu. Kız evde hep yalnız kalıyordu. Kız çok güzeldi, beyaz tenli, feminin bir fiziye sahipti. Birde boyu çok uzundu. Mahalleye yeni geldiğinde herkesin dikkatini çekmişti. Kızın evinde balkon vardı. Büyük bir balkon. Hep orda oturup, kitap okumayı, şarkı söylemeyi, şiirler yazmayı çok severdi. Bu kızın balkonun karşısındaki ev 5 katlıydı, ama sadece 3 balkonluydu. İlki bodrum kat, ikinci alt kat, sonrakilerde geri katlardı. Bu evin sahibi en üst katta oturuyordu. Ve bu teyzenin bir yiğeni vardı. Annesi babası köyde olan, halasında kalan bir yiğen. Adı kadar, kendi de güzeldi. Herkes onu takdir ederdi, ona saygı duyar onu kızlarına isterdi. Ama o çoçuk sadece hergün sabah 6 buçuk da kalkıp, edepli edepli akşam 8’e kadar işe gidip gelirdi. Cumartesi, pazar hariç hergün çalışırken bile, eve geldiğinde hep güleryüz gösterirdi herkese. Kumral, uzun boylu, kahve gözlü, çok efendi bir kimseydi.
Kız bu çoçukla karşılaşıyordu bazen, ama hiç o gözle bakmıyordu. Çünkü o kız aşk düşünmüyordu. Hayal kırkıklığına uğradığı için bir kere, aşka tövbe etmişti.
Zaman zaman, bu kız bu çoçuğun huyunu suyunu alışkanlıklarını görüp tanımaya başladı. Ama sadece balkondan. Tamam, bazen onun evinin önünde oturup, komşularla sohbet ederken çoçuk işten geliyordu ve göz göze geliyordular. Ama her zaman bir tuhaf bakıştı. İfadesiz aslında, ama aynı zamanda da o kadar anlamlı. Çocuk kendi işlerini kendi görürdü, çamaşırlarını balkona asardı, yıkardı, antremana giderdi, çocuklarla ilgilenirdi, alışveriş yapardı. O kadar saygılı, ve temiz kalpliydi ki herkes onu konuşurdu. Bu kız yavaş yavaş bu çocuğa ilgi beslemeye başladı. Engel olmaya çalıştı, olmadı.
İçinden sanki bir ses : Niye engel oluyorsun ki? Kırılacağından bu kadar emin misin?
Kız artık yollarını gözlüyordu, ama çocuğa ilgisini belli etmek için çok utanıyordu. Yapamıyordu. Ama artık bir ay sonra kendine itiraf edemezken aşık olmuştu.
Yollarını gözlüyordu bütün gün, işten gelmesini bekliyordu. Cumartesi ve pazarları çoçuk hiç gezmezdi, evde oturur, balkonda oturur, keyif yapardı.
Kızın bu çok hoşuna giderdi, dışarı hiç çıkmaması, kız gibi. Kız ona artık daha fazla bakmaya başladı.
Birgün bu çocuk bunun bakışlarını yakaladı ve geri baktı. Bu çocuk için de normal değildi, kimseye bakmıyordu çünkü. Ama o kız ilgisini çekmişti. Çünkü hergün evdeydi, hiç gezmezdi, o kadar çok kitap okuyup usanmazdı, çok güzeldi, ve herkes onu çok severdi ve hergün yeni bir komşu evine davet ederdi ama o sadece çok nadir kişilere giderdi. En çok sevdiği teyzede onun 2. katında oturan teyzeydi. Bazen merdivenlerde karşılaşıyordular. Bu çoçuk güzel kız deyip içinden geçiriyordu. Onun ona ilgisi olacağını ASLA düşünmezdi. Çünkü o Almanya’lıydı. Farklı yerde büyümüş, farklı şeyler görmüştü. Babası çok sinirli ve asi biriydi. Abisi dürüst ve saygılıydı.
Okul okumuş, çok dile sahip bir kızdı. İstediği her şeyi elde edebilen bir tipdendi. Onun için yanaşmaya çalışmıyordu bile. Ama bu aralar bakışlarını farketmeye başladı. Hep kendine sordu, niye bakıyor bana, aman bana bakmıyordur o, balkonumuza bakıyodur diye, hiçbir zaman emin olamadı. Onun için o imkansızdı. Ama aslında denememişti hiçbir şey. Bir ara sonra kendini geri bakarken buldu. Çok değil, ama etkili, bakmadan duramıyordu. Gülmesi, konuşması onun hoşuna gidiyordu, ama belli etme ihtimali yoktu ki. Çünkü oturdukları mahalle dedikoducu, erkekle kızlar bir arada oturulmayan, erkek ve kızlar konuşulmayan bir mahalleydi.

Bu kız o 2 kattaki teyzeye o kadar güvenmeye başlamıştı ki, ona herşei ihtiraf etti. Teyze çok sevindi, iyi bir tercih yapmışsın dedi. Ben sizin için uğraşacağım dedi. Kız çok sevindi, çünkü kendi başına hiçbir şey başaramazdı. Birgün o çocuk ve bir iş arkadaşı, o da o mahallede oturuyordu, bu teyzenin kapısının ve kendi kapılarının önünde aynı zamanda oturuyorlardı. Denizden gelmişlerdi, istakoz gibi yanmışlardı. Birden o kız çıktı kapısından bunların tarafına doğru geldi, o çocukta ona baktı ve yeniden çok beğenmeye başladı. Siyahlar içinde, siyah badi, siyah etek, ve siyah pembe bir başörtüsü vardı. Başörtüsünü kapatması, her erkek geldiği an, bu çok hoşuna gidiyordu. Kız yanından geçti, ama orda durması lazımdı teyze kapıyı açıncaya kadar. Çocuk bakamıyordu, iş arkadaşı vardı çünkü yanında, bir de mahalle ve balkonlar kaynıyordu insandan. Teyze onu camdan gördü ve dedi ki: Ah, geldin mi. Bayağı bir uzun sürdü güzelim. Namaz kıldın mı? Kız dedi ki: Evet kıldım. Kusura bakma, biraz ortalığı toparlayım dedim, babam her an gelebilir, canım. Çocuğun çok hoşuna gitmişti o tatlı konuşması. Otomatiğe basıldı, kız içeri girdi, kapıyı tam kapatıyordu, çocuğun aklına içeri gireceği geldi dedi ki kıza, biraz fazla kaba kaçtı heyecandan: Kapı açık kalsın. Kız da şaşkın: Nasıl? Haa…Tamam. Kapıyı açık bırakıp girdi içeri.
Teyze onu ve iş arkadaşını evlendireceğini söyledi, o da bul da 4 ay içinde nişanla beni dedi. Çünkü 4 ay sonra ASKER oluyordu.

devamı gelecek…


Be Sociable, Share!

Yorumlara kapalı..