Ekim, 2009
Gerçek Aşk!
Kalbimin hiç tanımadığı duyguları yeni yeni hissetmeye başladığı dönemlerdi
Çevremde bir sürü erkek ve kız arkadaşlarım vardı, ama bir gariplik vardı
Mutlu değildim sanki aradığım başka bir şeydi. Her akşam eve gelir odama çekilir ağlardım
Noluyordu bana anlayamıyordum. Bir gün yine arkadaşlarla beraberdim.
Beraber derken nasıl bir beraberlik, onlar bir araya toplanır gülüp eğlenirken
Bense bir kenara çekilip içimdeki fırtınaları dinliyordum her zaman ki gibi
Artık arkadaşlarımda alışmıştı bu duruma, yanıma gelip oturduğunu hiç fark etmemiştim
Taaki çok derinden gelen bir SELAM sesini duyana kadar, selam dedim bende
Neden yalnız oturuyorsun dedi, bilmiyorum dedim, seni kimse anlamıyor,
Hatta kendin bile kendini anlamıyorsun değil mi dedi, Evet dedim..
Bende bu yüzden yanına geldim zaten dedi. Bende aynı durumdayım,
Seni arkadaşlarından ayrı derin düşüncelere dalmış görünce, işte benim gibi biri daha dedim
Ve ilk defa onun yüzüne baktım, o anda kalbim durdu sanki donup kalmıştım
Ne zaman ayrıldık eve nasıl geldim bilmiyorum, o gün sürekli onu düşündüm
Sanki aradığım şey buydu hissedebiliyordum bunu.
O günden sonra her gün buluşmaya başladık, evleri iki mahalle kadar uzaktaydı
Bizim mahallede akrabaları vardı, ilk tanıştığımız gün onlara gelmişler
Böylece aylar geçti, artık ailelerimizde biliyordu
Ya ben onlara gidiyordum yâda onlar bize geliyordu, yani her günümüzü birlikte geçiriyorduk
Ama ikimizin de anlayamadığı bir şey vardı, birbirimizi çok seviyorduk
Görmeden yapamıyorduk, arkadaşlık değildi bu, çünkü diğer arkadaşlarımızı da seviyorduk
Bu çok farklı bir şeydi, kimseye de soramıyorduk, biz bile bilmiyorduk ne olduğu
Bu çok yoğun duyguların etkisiyle bazen mutluluktan bulutlara kadar çıkıyorduk
Bazen de o küçücük kalplerimize sığdıramadığımız ve bir türlü anlamadığımız
Hisler dünyasında sebepsiz yere ağlıyor gözyaşlarımızı bir birimize hediye ediyorduk
Belki size saçma gelecek ama birbirimizi ilk gördüğümüz günü anlatmıştım
Ondan sonraki ilk buluşmamızda biraz konuştuktan sonra bir ara göz göze gelmiştik
Ve daha ne olduğunu anlamadan sebepsiz yere ikimizde ağlamaya başlamıştık
Hem de ne ağlama sanki hiç bitmeyecek gibiydi gözyaşlarımız
İşte o günden sonra bir daha bir birimizin yüzüne uzun süre bakamadık
Hatta çoğu zaman sırtımız birbirimize dönük oturduk, bir gören olsa bize gülerdi herhalde
Belki size saçma gelecek ama birbirimizi ilk gördüğümüz günü anlatmıştım
Ondan sonraki ilk buluşmamızda biraz konuştuktan sonra bir ara göz göze gelmiştik
Ve daha ne olduğunu anlamadan sebepsiz yere ikimizde ağlamaya başlamıştık
Hem de ne ağlama sanki hiç bitmeyecek gibiydi gözyaşlarımız
İşte o günden sonra bir daha bir birimizin yüzüne uzun süre bakamadık
Hatta çoğu zaman sırtımız birbirimize dönük oturduk, bir gören olsa bize gülerdi herhalde
Ama elimizde değildi ki bakamıyorduk işte, ama ne olursa olsun çok mutluyduk
Artık ne güneşin doğuşunun, ne çiçeğin kokusunun, nede kuşlarının aşk şarkılarının farkındaydık
Biz birbirimizde kaybolmuştuk, taki bizim evin zili uzun uzun çalana kadar kapıyı annem açtı
Gelen onun teyzesinin kızıydı, anneme bir şeyler söyledi annemde hemen babamla konuşup
Banada sen evden ayrılma biz hemen geliyoruz diyerek hemen aceleyle çıktılar
Bende hemen arkalarından çıktım, hava kararmıştı beni görmesinler diye onları uzaktan takip ettim
Biraz gittikten sonra bizim biraz evin ilerisinde bir market vardı ordada bir kalabalık gördüm
Oraya gidiyorlardı biraz daha yaklaşınca babam koşmaya başladı, yerde yatan biri vardı
Bende biraz daha yaklaştım babam yerde yatan kişiyi kucağına almıştı birkaç adım daha yaklaştım
Ve kalbime binlerce ok birden saplandı sanki yerde yatan benim meleğimdi oda beni gördü
Eliyle bana gelme diye işaret yaptı ve bana bir şeyler söylemek için azgını açtığında
Azgından kan boşaldığını gördüm,yanına gittim..
O güzel başına babamın kucağından kendi kucağıma aldım, hafifçe gülümsedi
İki hafta doğum gününde o almıştı ve birden başını karanlıkta benim seçemediğim kazanın
Olduğu yere çevirip tüh yaa dedi, ne demek istediğini anlamamıştım
Başını tekrar çevirdiğinde ölmüştü. Ondan sonrasını hatırlamıyorum, gözümü evde açtım
Orada bayılmışım beni doktora götürmüşler sakinleştirici flan yapmışlar
Uzun süre baygın halde yatmışım, kendime gelir gelmez ağlamaya başladım
Kimse müdahale etmedi, doktor ağlarsa müdahale etmeyin demiş
Tekrar kendimden geçene kadar ağlamışım, ondan sonraki günlerde gözyaşım hiç dinmedi
Aradan iki ay flan geçmişti bir gün anneme onlara gitmek istediğimi söyledim
Annem önce kabul etmedi ama yalvarmalarıma dayanamayıp bir şartla kabul etti
Gideriz ama orada ağlayıp annesini üzmeyeceğine söz verirsen dedi
Bende söz verdim ve gittik
Bir süre oturduk ama ben kendimi zor tutuyordum ağlamamak için
Bak oğlum dedi annesi birbirinizi ne kadar çok sevdiğinizi hepimiz biliyoruz
Ne kadar üzüldüğünü de biliyorum ama senden bir ricam var dedi
Kızım son nefesini senin kucağında vermiş bana son anları anlatmanı istiyorum dedi
Şaşırdım, nasıl anlatabilirdim ki anneme baktım boynunu büktü
Bende onu üzmeyecek şekilde anlattım ama bir ara karanlığa bakıp tüh yaa dediğini
Anlamadığımı söyleyince annesi bana sarılıp öyle bir ağlamaya başladı ki
Bende zaten zor tutuyordum kendimi, ikimizde uzun süre ağladık
Biraz sakinleştikten sonra
Artık bu dünyada yaşamam için hiçbir sebebin kalmadığı şeyi anlattı
O gün annesi evlerinde benim çok sevdiği bir yemeği yapmış
Anne demiş Ayhan bu yemeği çok sever. Bizim yiyeceğimiz kadarını ver
Ben Ayhanlara gidip onunla beraber yiyeceğim demiş annesi yalnız göndermemek için
Yakınlarında oturan teyzesinin kızıyla bize göndermiş yolda giderken teyzesinin kızı
Sen biraz bekle bende marketten içecek bir şeyler alıyım demiş
Kaldırımda beklerken bir araba vurup kaçmış, bize yakın oldukları için
Teyzesinin kızı hemen bize haber vermeye gelmiş o akşam
Ve o karanlığa bakıp tüh yaa dedi şeyde, bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına
Üzüldüğü içinmiş. Son anlarını yaşayan birisinin canından daha çok bana getirdiği
Yemeklerin dökülmüş olmasına üzülecek kadar seven bir kalp var mıdır şu lanet dünyada?
Başkasını sevebilir miyim artık? Âşık olabilir miyim başkasına?
Tahammül edebilir miyim artık saçma sapan şeylerin adını aşk koymalarına?
Bizim yaşadıklarımızı bilmesekte gerçek aşktı bunu şimdi biliyorum ama o bilmiyor..
Bir gün birbirimize söz vermiştik hangimiz önce ölürsek diğerimizi cennetin kapısında bekleyecekti
Şimdi bende bilmeden yaşadığımız o tarif edilmez duygunun gerçek aşk olduğunu
O aşkı sonsuza kadar yaşayacağımız cennetin kapısında beni bekleyen meleğime anlatmak için,
Gelmesi için her gün yalvarıp dua ettim beni ona kavuşturacak kişiyi bekliyorum AZRAİLİ
O öldükten sonra
Bu gün hafta sonu aşkımla buluşacağız en güzel elbiselerimi giymeliyim.
Hangi gömleğimi giysem acaba? Yanakları kıpkırmızı gibi olanı mı?
Yoksa gözleri gibi kapkara olanı mı?
Ya da kazanın olduğu gün kanıyla üzerine çiçekler yaptığı gömleği mi?
Ne kazası ne kanı yaa nerden çıktı şimdi offf
Ben en iyisi son buluşmamızda başını omzuma o kokan gömleği giyeyim evet evet bu daha iyi
anne ben çıkıyorum.
onamı?
-tabiî ki anne yaa, her hafta sonu kimle buluşurum ben? İyide neden ağlıyorsun ki?
Şimdi gidip annesinden de izin almalıyım.
Yalan Aşkların Hikayesi…
Bir zamanlar kör bir delikanlı varmış ve bunun sevgilisi varmış öyle çok seviyormuş ki herşeyi göze alırmış onun için…! Kız sevgilisinden eğer birgün gözlerin eski haline dönerse benimle evlenmek istermisin diye sormuş ve delikanlıdan evlilik sözü almış aradan zaman geçmiş hayır seven biri bu delikankılıya gözlerini bağışlamış ilkez sevgilisini görücek olan delikanlı çok heyecanlanmış ve büyük an gelmiş.
Delikanlı bide ne görsün kız arkadaşı kör!….kız sormuş ne zaman evlenecez diye ve çocuk cevap vermiş:ben seninle evlenemem çünkü sen körsün demiş ve arkasına bile bakmadan yürümeye başlamış…
Kızda buna tek bir cevap vermiş:
BUNA DA TAMAM AMA GÖZLERİME İYİ BAK OLURMU..!
Çiğdem ve Eminin Aşk Hikayesi…!!
İstanbul Rami Cuma Mahallesine yeni taşınmıştık ben 10 yaşındaydım birgün dışarı çıkmıştım hemen arkadaş edinmiştim neyse arkadaşlarla takılırken bi çocuk geldi arkadaşıyla gülerek bakıyorlardı bende tabi sinirli sinirli bunlara bakıyordum içimden neden gitmiyo bu gerizekalılar diyordum sonra bunun arkadaşı gelip bana onun benle çıkmak istediğini söyledi ben ilk önce bunun yaşını sordum bana 13 demişti ben birşey demeden hemen eve gitmiştim sinirliydim hala ondan hoşlandığımı anlamamıştım sonra ne olduysa biz çıkmaya başlamıştık ben her sabah o Rami yokuşunu çıkıyordum ekmek almak için oda hep beni yokuşun dibinde beklerdi beni görünce arkamdan gelirdi ben birazdaha yavaş yürüsem o benden önce yokuşun başında olurdu ama bana fazla yaklaşamıyordu o mahallede malum kocakarılar çok kötü dedikodu yapıyordu bizde onların ağızlarına sakız olmamak için yokuşun başında buluşurduk hep Ben anneannemlerle kalıyordum orda Annem amerikada beni aldırma çabalarındayken ben o mahallede aşk yaşıyordum onu çok seviyordum ama 3 sene sonra ben 12 yaşımdayken annem sonunda beni aldırdı amerikaya 3üncü deneyişinde tabiki o gün mahallede bu sefer yukarı değil aşağı iniyorduk ve oda bu sefer biyere yaslanmış gözlerini benden ayırmıyordu o bakışını asla unutamam hala anlamış değilim aşkmıydı nefretmiydi neyse onla ayrılmış olsakta ben anneme kavuşmuştum annemden 5 sene ayrı kalmıştım zaten. Amerikada 3 sene kaldıktan sonra yazın ilk kez tatile gelmiştik Ramiye ben merdivenlerin başında oturup çekirdek yerken bir arkadaşımla yokuşun başında onu aşağı doğru gelirken gördüm ve hemen tanıdım o tam geçerken yanımızdan bana baktı ve geri önüne baktı sonra durdu hızlı bir şekilde yine kafasını bana çevirdi ve ben gülümsedim oda gülümsedi ama yanıma gelemedi yine sonra akşam ben bir bahane bulup markete gittim oda yine orda bekliyordu küçük bir daire arasına girdik susuyordu sadece bana bakıyordu bende ona eee sarılmıcakmısın diyince beni kaptığı gibi bağrına bastı inanınki o an nefes bile alamıyordum ama çok özlemiştim şuan hala beraberiz benim yaşım 18 oda 21e giricek onu ilk günki gibi hala çok seviyorum.
Beyaz Gelinlik
Herşey bu kadar kolaymıydı küçüklükten beri hayalini kurduğum an gelmişti. ben ise çıkmaz bir yolda ne yapacağımı bilmeden dolaşıyordum annemin bağırışı kulağımda, hata mı yaptım ama ona Öleceğimi söyleyemezdim ya bırakırsa beni nefes alamıyordum ben düğünüme iki gün var ben ise bir kararın eşiğindeyim uzun zamandır beyaz bir gelinliğin içinda kendimi hayal ediyordum herkes bana bakıyordu son zamanlar da ise kanlarla bir gelinlikle yürüyordum onu çok seviyodum kaybetmeye dayanamazdım uzun yıllar onu bekledim tam kavuşmuşken bırakamazdın aslında kendim bile kabul edemiyordum bir hafta önce öğrenmiştim öleceğini doktorun sesi hala kulağımda KANSER bu kadar kolaydı herşey onu herşey den çok sevdim kavuşamadan da gidecektim annem bağırıyordu yalan diye çok isterdim şaka olmasını……..
-Düğün günü çatmıştı hem mutluluk vardı içimde hemde nefret nefret ediyordum kendimden annem yapma diyordu babam ağlıyordu benim en mutlu günümde, beni almaya geldiler beyaz gelinlik ne kadar yakışmıştı bana, kollarında aşa indim herkes bana bakıyordu kıskançlık vardı genç kızların yüzünde nikah masasına otururken nefesim kesildi yere yığıldım son bir kelime söyledim
….SENİ HER ŞEYDEN ÇOK SEVDİM….
Küçüğüm
Aynı sokakta oturuyorduk. Her gün bir kızla geliyordu .Adı esrarengizdi, herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi. Fakat kimse gerçeği bilmezdi. Kirli sakalları vardı. Yeşil gözlü esmerdi. Mahallenin kızları hayrandı ona. Bense nefret ederdim. Hiç kimseyle konuşmaz. Sadece gelir geçerdi.
Bir gün onunla yolda karşılaştık. Çok güzel bir yüzü vardı. Bana gülümsedi. şaşırdım. Ama yine de onu sevmiyordum. Fakat o çok farklıydı.Gece boyunca lambası yanardı. Uyumak yerine onun evini seyrederdim. Onu sevmediğim halde her şeyiyle ilgileniyordum. Yavaş, yavaş onu gözlemeye başladım. O an anladım ki, Ona karsı hissettiğim şey sevgiymiş. Artık O eve gelmeden uyuyamıyordum. Yanına gelen kızları kıskanırdım. Herkes onun kötü olduğunu söyleyince. Hep onu savunurdum. Onunla karşılaşmak için kapıda dururdum.
Onu yine yolda gördüm. Bana göz kırptı. Yanımdan geçerken onu çağırdım. “Acelem var Küçüğüm” dedi. Bana aramızdaki yaş farkını hatırlatmıştı, eve gidip ağladım. Karar verdim Ona aşkımı ilan edecektim. Yolunu gözledim. Bir gün onu gelirken gördüm. Peşine düştüm o eve girdi. Biraz bekleyip kapıyı çaldım. Açtı “Ne var Küçüğüm” dedi. “Seni Seviyorum” dedim. Gülümsedi “Evet” dedi. “Ne evet” dedim. Konuşmadı. Koşarak dışarı çıktım. Bir ay boyunca evden çıkmadım.
Bir gün kızlarla konuşurken. Ambulans geldi onun evine girdi. Sedye ile onu dışarı çıkardılar. Önümüzden geçerken. ‘”Ben de seni Küçüğüm” dedi. Kıpkırmızı oldum herkes bana bakıyordu. Ağlayarak koşmaya başladım. Aksama kadar sokakta gezdim. Göz yaşlarım durmadan akıyordu. Sonra eve geldim. Annemler ondan bahsediyorlardı. Sevdiği bir kız varmış. Ailesi evlenmesine izin vermeyince kız evden kaçmış. Sokak serserileri onu öldürmüş. Eve getirdiği kızlar evi olmayan kızlarmış. Kimi sevdiyse ölmüş. Çok sevip acı çekmiş. İntihar edip hastaneyi aramış. Polisler evin duvarında “Küçüğüm” yazısını bulmuşlar. “KÜÇÜĞÜM SEN DE ÖLME” yazıyormuş. “Ben de seni sevdim, sevdiklerim gibi sen de ölme diye ben öldüm KÜÇÜĞÜM”